ASİ OLSAM DA SEV BENİ (Anneme)
Anne, canı olduğum canım,
Sana ulaşsa da bu satırları okuyamayacağını biliyorum. Belki dilimin dönmediği, sözcüklerin sırasını şaşırdığı şu anki duygularımdan haberdar bile etmeyecekler seni. Ama gel gör ki içimde yosun tutan bu sevgiyi dışa vurmanın başka yolunu bilmiyorum.
Ruhumun yıkıntılarına iksir olan annem, seni o kadar çok… o kadar çok… o kadar çok seviyorum ki… Sana, senin için alışılmış şeyler söyleyemem. Birazdan sana söylemek istediklerimin hiçbirini yazmadan mektubum son bulacak ve ben kayda değmez diye bu satırları yırtıp atacağım belki de.
Kalbi en lâtif duygularla bezetilmiş ve tüm kainatı kucaklayabilecek bir muhabbetle tüm gönülleri güzel(i) zar eden kadın, biliyorum hiçbir duygu içindeki sevgiyi bastıracak kadar büyük olamaz. Sen böyle sevmeseydin, senden almasaydı sevgisini hangi oğul bu kadar sevip yüceltirdi çocuğunun annesini.
Bir sürur ki damar damar sarıyor gönlümü. İçimdeki denizler çalkalanıyor. Sana sevgimi ifade etmem için çocuğuna dokunuşundaki güzelliğe, duyguya sahip olmam gerekirdi.
Anne gökyüzü bile en berrak rengini çocukların gözlerinden çekip alırken, bana, emzirdiğin beyaz sütün gibi yeni ve en güzel kelimeler öğrettin, beni güneşin kahramanı yaptın. İçindeki o dupduru o masmavi mutluluktan, sevgiden oluşan gökler, karanlığına hapsolduğum zindanımı gülşene dönüştürdü. Ve bil ki gönlümdeki korkutucu karanlığı o gözlerindeki derin gülümseyiş aydınlatmaya devam ediyor. Ruhundaki bu şefkat hazinesi olsa olsa cennetten besleniyor. Yeryüzüne dağılmış bütün güller bir araya getirilse yine de tebessümündeki o büyüleyici, o ipeksi, o ılık güzelliği yansıtamaz.
Sana ulaşsa da bu satırları okuyamayacağını biliyorum. Belki dilimin dönmediği, sözcüklerin sırasını şaşırdığı şu anki duygularımdan haberdar bile etmeyecekler seni. Ama gel gör ki içimde yosun tutan bu sevgiyi dışa vurmanın başka yolunu bilmiyorum.
Ruhumun yıkıntılarına iksir olan annem, seni o kadar çok… o kadar çok… o kadar çok seviyorum ki… Sana, senin için alışılmış şeyler söyleyemem. Birazdan sana söylemek istediklerimin hiçbirini yazmadan mektubum son bulacak ve ben kayda değmez diye bu satırları yırtıp atacağım belki de.
Kalbi en lâtif duygularla bezetilmiş ve tüm kainatı kucaklayabilecek bir muhabbetle tüm gönülleri güzel(i) zar eden kadın, biliyorum hiçbir duygu içindeki sevgiyi bastıracak kadar büyük olamaz. Sen böyle sevmeseydin, senden almasaydı sevgisini hangi oğul bu kadar sevip yüceltirdi çocuğunun annesini.
Bir sürur ki damar damar sarıyor gönlümü. İçimdeki denizler çalkalanıyor. Sana sevgimi ifade etmem için çocuğuna dokunuşundaki güzelliğe, duyguya sahip olmam gerekirdi.
Anne gökyüzü bile en berrak rengini çocukların gözlerinden çekip alırken, bana, emzirdiğin beyaz sütün gibi yeni ve en güzel kelimeler öğrettin, beni güneşin kahramanı yaptın. İçindeki o dupduru o masmavi mutluluktan, sevgiden oluşan gökler, karanlığına hapsolduğum zindanımı gülşene dönüştürdü. Ve bil ki gönlümdeki korkutucu karanlığı o gözlerindeki derin gülümseyiş aydınlatmaya devam ediyor. Ruhundaki bu şefkat hazinesi olsa olsa cennetten besleniyor. Yeryüzüne dağılmış bütün güller bir araya getirilse yine de tebessümündeki o büyüleyici, o ipeksi, o ılık güzelliği yansıtamaz.
