Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)
info |

Şiirsel

Şubat 2008 tarihli yazilar (sayfa 5)Şubat 2008 tarihli diger ogeler resimler , videolar

SEVGİYİ BİLMEYENLERE

▼▲▼▲▼Yorum Yazın Lütfen!!!▲▼▲▼▲
Yankısında Sevgiyi Paylasmak

Merhaba!


Siz, siz olun insani değerlerinizi öldürmeyin! Ağlamaksa ağlamak, gülmekse gülmek, hüzünlenmekse hüzünlenmek, sevmekse sevmek. İnsan bir makina değil, duygusuyla, merhametiyle, sevgisiyle insandır.


Ve nitekim yaşamak. Tek bir dokunuşta, bir bakışta gizli, hissetmekle kalan sahici değerler... Yapay değerlerimizde büyüttüğümüz, her şeyi lükste,parada, maddiyatta aramanın, hırsın, bencilliğin, çürümüşlüğün gerçek değeri ne olaki.


Hayatımıza o kadar çok karmaşa ve ucuz değerler girdiki, her gün biraz daha kaos, biraz daha karmaşa içinde yaşamın farkına varmadan kaybolup gidiyoruz. O kadar çok acele yaşıyoruzki hayatı. Bir tabloya bakarken yada bir şiiri okurken bile neyi anlattığını, üzerinde durup düşünmeye fırsat bulamıyoruz.


O kadar çok sevgi varki yarım kalan, bu acelecilikten sevgileri bile yaşayamıyoruz, paylaşamıyoruz. Dostluklar bile sahte ve çıkar ilişkilerinden öteye geçmiyor. Farkında mısınız? ne kadar çok özlüyoruz doğal dostlukları ve sevgileri.


Peki biz gerçekten dost olabiliyor muyuz insanlara, çıkarsız sevebiliyor muyuz insanları?


Neden hep yalnızlığı seçiyoruz çoğunlukla, neden hep boğulduğumuzu sanıp kaçıyoruz insanlardan? Bu acelecilik bu korku bu kaçış niye? Sevgileri gerçek dostlukları öldürmüyor muyuz hep beraber, sevgilerimizi de öldürecek kadar sevgi katili olmuyor muyuz?


"Bir gün sormuşlar Bektaşi erenlerinden birine:"Sevginin sadece sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır? "diye."Bakın göstereyim" demiş ermiş.

Önce sevgiyi dilden gönüle indirememiş olanları çağırarak onlara bir sofra hazırlamış.Hepsi oturmuşlar yerlerine. Derken tabaklar içinde sıcak çorbalar gelmiş ve arkasından da derviş kaşıkları denilen bir metre boyunda kaşıklar.

Ermiş "Bu kaşıkların ucundan tutup öyle yiyeceksiniz" diye bir de şart koymuş. "Peki" demişler ve içmeye teşebbüs etmişler. Fakat o da ne? Kaşıklar uzun geldiğinden bir türlü döküp saçmadan götüremiyorlar ağızlarına.En sonunda bakmışlar beceremiyorlar,öylece aç kalkmışlar sofradan. Bunun üzerine "Şimdi..." demiş ermiş.

"Sevgiyi gerçekten bilenleri çağıralım yemeğe."Yüzleri aydınlık, gözleri sevgi ile gülümseyen ışıklı insanlar gelmiş oturmuş sofraya bu defa."Buyrun" deyince her biri uzun boylu kaşığını çorbaya daldırıp, karşısındaki kardeşine uzatarak içmişler çorbalarını. Böylece her biri diğerini doyurmuş ve şükrederek kalkmışlar sofradan.

"İşte" demiş ermiş."Kim ki hayat sofrasında yalnız kendini görür ve doymayı düşünürse o aç kalacaktır.Ve kim kardeşini düşünür de doyurursa o da kardeşi tarafından doyurulacaktır şüphesiz.

Şunu da unutmayın:Hayat pazarında alan değil, veren kazançlıdır her zaman..."


Biliyoruzki, düşündüklerimizle yaşantımız arasındaki ilintiler çoğu kez özlenenin, umulanın dışında kalıyor. Toplum olarak da, bireysel olarak da, durmadan bir karamsarlığa bir yılgınlığa doğru sürükleniyoruz. Bunları söylerken edebiyat yaptığımı yada bilgiçlik tasladığımı sanmayın. salt bireycilik, bireysel saplantılar değil bunlar. toplumsal bir yangına dönüşmüş durumda.


Bunları yazarken bir arkadaşımın anlattığı ve yazarının ismini bilmediğim kısa bir öykü geldi aklıma. Hatırladığım kadarıyla öykü şöyleydi.

""Dağlık bir bölgede adam küçük oğluyla yürürken, oğlan ayağını taşa çarpar ve can acısıyla, “Ahhhhh!”diyebağırır. Dağdan, “Ahhhhh!” diye bir ses gelir ve bu sesi duyan çocuk hayret eder. Merakla “Sen kimsin?” diye bağırır ; ama aldığı tek yanıt “Sen kimsin?” olur. Çocuk bu yanıta kızar ve, “Sen bir korkaksın!” diye bağırır.Dağdan aldığı yanıt “Sen bir korkaksın!” dır. Babasına bakar ve “Baba ne oluyor?”diye sorar.


"Oğlum, dikkat et!” diyen baba, vadiye doğru, “Sana hayranım!” diye bağırır.Ses “Sana hayranım!” diye yanıtlar. Baba “Sen harikasın!” diye bağırdığında, bu kez dağdan “Sen harikasın!” yanıtı gelir. Çocuk şaşırmıştır, ama hala ne olduğunu pek anlayamamıştır.

Baba oğluna durumu açıklar: ”Oğlum, insanlar buna yankı derler ama; ama gerçekte YAŞAM’ın kendisidir. Yaşama ne verirsen sana onu yansıtır. Yaşam senin davranışlarının bir aynasıdır. Eğer yaşamında daha çok sevgi istiyorsan, insanları daha çok sev. Eğer sana saygılı davranılmasını istiyorsan insanlara saygılı davran. Eğer başkaları tarafından anlaşılmak istiyorsan, önce başkalarını anlamaya gayret göster. Eğer insanların sana hoşgörülü ve sabırlı davranmasını istiyorsan, önce sen insanlara karşı hoşgörülü ve sabırlı olmalısın.

Oğlum yaşamda ne ekersen onu biçersin. Bu doğa yasası yaşamın her yönü için geçerlidir.”

İnsanların yaşamı tesadüfler sonucu oluşmaz; insanların yaşamı onların davranışlarının yansımasından başka birşey değildir...


Bazen karşımızdakilerin varlığına bile tahammül edemiyoruz, çarpık sağlıksız bir kişiliğe doğru sürükleniyoruz. Salt “Sevmeyi bilmek” başlıklı yazımdan dolayı onlarca tehtit ve küfür maili aldığımı yazsam inanır mısınız?

Ey siz sessiz sevgilerin sessiz ortakları... Bu serin gecenin ıslak damlacıkları bedeninize yayılırken, üşüyüp kaçmak yerine, Yüreğinize sevginin sıcaklığını esir edin... Ve bunu kendinize bahşedilmiş en kutsal ödül sayın. Sevin yalnızca sevin...

Dünyanın en güzel şeyi insanların sevildiğini bilmesidir, daha da güzeli sevebilmesidir,sevmeyi bilmesidir. Sevmek hiç bir zaman çılgınlık değildir. Sevmek insan tarafımızı bulmamızdır. Dünyada sevmeyenlere, sevemeyenlere acımalı. Sevebilen insan kendini ve yaşamı keşfeden insandır, talihli insandır. Duygulu duyarlı ve güzel insandır.

Sevgidir insanı yücelten, insanın yaşamına anlam ve derinlik kazandıran. Sevmeyenler ve sevemeyenler ot gibi yaşayıp, ot gibi gidenlerdir. Ah evet, sevgisiz bir dünyada hala sevmeyi bilen siz duyarlı dostlara selam, bilmeyenlere de bir mesaj iletiyorum bu şekilde...

‘”Dünyayı şairler yada çocuklar yönetse, o zaman dirlik düzenlik olur; çünkü ikisininde yüreği sevgi doludur, ikiside açık yüreklilikle yaklaşır hem beyninin hem yüreğinin sorunlarına” diyen yazara katılmamak mümkün mü?.


Beynimi beynininizin aydınlığına yaslayıp, yüreğimi yüreğinizin sıcaklığına, güzel, yalın yapmacıksız duygularınızdan öpüyorum.


Yaşamı savunma sorumluluğu ve bilinciyle

mutluluklara...

YUREGINDEN OPEBILIRMIYIMMMM........

▼▲▼▲▼Yorum Yazın Lütfen!!!▲▼▲▼▲
Hüzünleri yapıştırıp gözbebeklerine
Yüreğinden öpebilir miyim?
Okuduğun her satırımda,
Attığın her umutvari adımda,
Duyduğun her hüzünvari seste,
Görmediğini bildiğim hergüzelliğini,
acısını, dayanılmaz ağırlığını
çıkardığında Hayat karşına
Gülümsediğini düşleyebilir miyim herşeye rağmen...
Denize dokunurken,
Serçelere göz kırparken,
Doğan güne,olmuşa,olacağa gülümserken düşünebilir miyim seni?
Görmeden hiç tanımadan saçlarındaki aklara
,yarım kalan tebessümler asıverdiğin yüzüne
,yitirmekten korktuğun hüzünlerine,
mutluluklarına dair şiirler yazabilir, okuduğun her mısrada
Seni Yüreğinden öpebilir miyim?
Gamzelerinden taşıveren mutluluklarına,
Bir şarkıda vurulan umutlarımı karıştırabilir,
Tekbaşınalığın farkındalıklarından karanlığı yırtarcasına Yalnızlığından
seni kaçırabilirmiyim?
"SEVDA"ya sevdalanışımı,kaçışlarımı,"merhaba"larımı, umutlarımı,
arayışlarımı analatabilir miyim?
"Yabancım değilsin Sevgilim"diyerek "Gönlümün Gurbeti Sevgililerimi"
dinletebilir miyim?
ve Sen bunların hepsine "HAYIR" dersen eğer....
Gözlerimdeki hüzün bulutlarını gizleyerek Gözlerinden,
"Güle Güle Umut Meleğim Canımın Yarısı Sevdiğim,YARİM" diyebilir ve seni son
kez...
YÜREĞİNDEN ÖPEBİLİR MİYİM

şimdi yalnızsın

▼▲▼▲▼Yorum Yazın Lütfen!!!▲▼▲▼▲
Bir akşam ışıkların dağlara güldüğünü
Bir akşam bulutların seyre döküldüğünü

Görürsün hasretiyle sabah ezgilerinin
Bir akşam gözlerin ufka dalar pek derin

Kuşlar öter, uçuşur yeşil dallara konar
Umutlar yaprak yaprak alevlenir de yanar

Son mutluluk sesleri dökülür dudaklardan
İnsanlar gölge gibi çekilir sokaklardan

Rüzgâr okşamaktayken anne gibi tenini
Gecenin kolları sessizce yakalar seni

Anlarsın gözlerinin dolup boşaldığını
Anlarsın yalnızlığı ve yalnız kaldığını

ERKEKLERMI BAYANLARMI

▼▲▼▲▼Yorum Yazın Lütfen!!!▲▼▲▼▲
arkadaşlar herkez mutluluk arar
bayanlarda erkeklerde ama sadece ararlar
erkekler nedense cılvelı bayanlar nedense yakısıklı dolgun ararlar
sonuçta hep hüsrana ugrarlar
neden gönlü kalbi güzel olanlar sevilmezler
kendi hayatımızı kendimiz zehir ederiz
sonuçta herkezin istedigi sadece mutlu huzurlu bir birliktelik
bunu neden basaramaz insanlar çokmu zor sizce

SENSİZLİĞİM YALNIZLIĞIMDA SAKLI

▼▲▼▲▼Yorum Yazın Lütfen!!!▲▼▲▼▲
SENSİZLİĞİM YALNIZLIĞIMDA SAKLI

Git bir daha dönmemek üzere anılarınla
İlk yazım sana olacak yalnızlığımla gecelerde
Derman olmaz gönlüme gecenin sessizliği
Esen rüzgar alamaz sensizliğin acısını
Neşem kayboldu gidişinle durgun şimdi gönlüm

Gece hasret aydınlığa gönlümün sana olan hasretiyle
İliklerim titrer gecenin ayazında yokluğunda
Tarif edilmez duygu benimki kelimeler yetersiz yokluğuna
Melodin kaldı kulağımda SENİ SEVİYORUM diye
İlk gidişindi gönlümden il unut deyişin
Şimdi hasret gönlüm sevdana sıcaklığına maviliğinde
Titret gönlüm hasret çeken yalnızlığın son deminde
İlan etti yıldızlar gecenin karanlığında gökyüzüne yalnızlığımı
Rüzgar esmez oldu yalnızlığıma hasret çekerken

Gidişlerim kalır oldu sevdanın yokuşunda umutlarımla
İçim sustu bu yalnızlığıma haykırdı duygusunu maviliklere
Tütmes oldu sevda ateşi içimde külleri kaldı geride
Tarifi yok içimdeki senin yalnızlığıma
İlk kez vurdu aşk beni bu kadar delicesine
İlk kez yaşattı aşkkın büyüklüğünü yalnızlığıma

Yaşam yetersiz sevdam karşısında zamana
Engin mavilikler hasret senli yolculuklara
Rüzgar bıraktı deli kaptanını senin bıraktığın gibi
Derin mavilik vurur oldu susan gönlümü
Elinin sıcaklığını bıraktın ellerimde gidişlerinde

Böyle olamaz diyen zaman kaldı sensizlikte
Işık bıraktı yerini karanlığa yalnızlığın verdiği acıyla
Tek kelimem tek mırıldanışım sen oldun
Mırıldadığın müzik içimi ısıtmaz oldu
İçimi yakan bakışın karanlığımın aydınlığı oldu
Şarkılar sensizliği anlatır oldu gönlüme
Tek kelimem tek anlamım sensizliğim şimdilerde
İlk duygu ilk yaşam ilk aşk acısı bu olsa gerek
Ritim tutan kalbim ritmini tutamaz oldu

Ben benliğimi kaybettim gidişinde
Eski hatıralar tozlanır oldu gönlümde
Neden diyişlerim azalır oldu yalnızlığımda

Giden hayattım unuttu beni sensizlikte
İlham veren sen yalnızlığa bıraktın kaptanını
Deli gönlümü susturamaz oldu zaman haykırışlarında
En son gülüşün aklımda masum bakışlarınla
Nedendi sensizliğim sevdiğini bilirken
İliklerime kadar işleyen sevgim anlamsız kaldı

Doğrumuydu unuttuğun doğrumuydu
Ellerinin ellerimi unuttuğu doğrumuydu
İliklerime kadar işleyen sevgiyi unuttum bitti deyişin
Işıldayan gözlerindeki beni sevmediğin doğrumuydu

Git git deyişlerindeki kırgınlık yalanmıydı
İlk kez seviyorum deyişin kırık gönlümemiydi
Dokunan tenindeki sıcaklık sevdamamıydı
Esen rüzgarda gönlüme dokunuşun sevdanmıydı
Neden kelimelerin yetersiz kaldı gidişinde

Bendeki sensizlik sendeki benmiydi
Ellerim neden buz kesti gidişinde
Nedensiz unut deyişin yalanmıydı sevdama
İçimdeki seni unutmak kolaymı sandın

Karanlık avuturmu sandın gönlümü yalnızlığımda
Aşk bırakırmı sandın beni yalnızlığıma
Yağan yağmur ıslatmazmı sandın umutlarımı
Bana sorma sensizliği içimdeki seni yaşarken
Esir etme beni karanlığın zindanlarına
Terk etme delice seven gönlümü yalnızlığın adıyla
Mutluluğumu al yerine seni bırak içimdeki sevdana
İlk aşık oluşumdaki sevdamı yalnızlığa mahkum etme
Şair bırakma bu kaptanı yalnızlığında senli duygulara
Terk etme içinde beni yaşarken yalan sevdalara
İçirme bana sensizliğin acı şarabını yalnızlığında
Rüzgar savurur sanma içimde sen varsın yalnız kalsamda

AşK'ıN sOn DeMi

▼▲▼▲▼Yorum Yazın Lütfen!!!▲▼▲▼▲
...

Aşk'ların son demi yalnızlıklar rıhtımda atıyor.
Kalbimin sağ köşesi senin varlığını arıyor.
Varlığında yaşadığı mutluluğu,özlemi arıyor.
Varla yok arasındayım,
Karanlık akşamlar içimi buğuluyor
Nefes almak senin varlığının güzelliğiydi
Belki yine nefes alıyorum
Bom boş nefesler,anlamı olmayan boş nefesler.
Kızarmış göz kenarlarından dökülen masum göz yaşları
Hayatın parlak yüzünden uzak.
...

Dudağından dökülen iki kelimeyi
Belki söylemekle söylememek arasındaydın
Acılarla yüzleşmek,senin yokluğun kadar koymamıştı bana
Balığın denizde can bulduğu
Yelkenleri açılmış bir geminin pusulasıydı,
Bizim aşkımızın yönü.
Kaderdi belkide istemeyipte yaşadıklarımız,
Herşey hayatta yelkenleri açılmış bir geminin yol bulması kadar kolay değildi.
Her hüznün sonu bir güzellikle sonuçlanmalıydı.

...


denizden çıkmış balığın tekrar can bulması için suya atılması gibi.
dedimya kader;hayatla beraber sürüklenen...


DEDİM YA;
VARLIĞINDA YOKLUĞUNU ARAMAM GEREKİRKEN
YOKLUĞUNDA VARLIĞINA HASRET BIRAKTIN DAYANAMIYORUM.

takvim takvim düşer yüreğim odamda

▼▲▼▲▼Yorum Yazın Lütfen!!!▲▼▲▼▲
takvim takvim düşer yüreğim yokluğunda
sensiz adım attığım o sabahlar da
kan damlar gözlerimden
yokluğun AH o dayanılmaz yokluğun
benden aklımı alıp sana kadar götüren o bekleyiş

yüreğimi avcunun içine alıp tek tek atan zaman
sessiz bekleyişler ve senden kalan
sonsuz andan başka elimde hiç bir şeyim yok
ne olur aklımı da alma
o da giderse senden ne kalacak bu sevgide??

ANLA YETER

▼▲▼▲▼Yorum Yazın Lütfen!!!▲▼▲▼▲


ANLA YETER

Karanlık sokaklar anlam katar içimdeki duyguya
Beni anlatır soğuk yosun tutmuş duvarlara

Senden kalan son parçayı bitirmeye çalışan sevgim
Mücadele eder her gece senden kalan hatırlarla

Bir kalp unutmazsa eğer yaşarmış sevdiğinin kalbinde
Unutmak içindi seni son kavgam sevdayla dün gece

Anla yeter bu kavgamı sensizlik yok eder oldu beni
Savaşamaz oldum yalnızlıkla gecelerde sensizlikten

Son kez bakarken sana unutarak gitmek zor olsa da
Anla yeter sensizliğin ne kadar zor olduğunu

Islak sokaklar bilir ya akan gözyaşlarımın sevdasını
Yağan yağmur küser ya gözyaşlarıma mutsuzluğu için

Uyanma sevdam uyu sonsuza tek uyu yaşatma acını
Anla yeter içimdeki burukluğu kırgınlığın nedeni

Gidiyorum hoşça kal sevdam son kez bakarken sana
İçimde kalan sevdanı gömdüm yüreğimin derinliğine

Hisseden yüreğim hissetmez oldu sevdamın rengini
Yalnızlığım hayal oldu düşlerime sevdanın yokluğunda


Anla yeter içimdeki seni yaşayamaz oldu yüreğim
Son gidişim son kavgam bundandır kırgınlığımla

Maviye âşık gönlüm karanlığa tutsak şimdilerde
Hayallerde yoksun deli gönlüm mavilere

Anla yeter duy gidişlerimi yollar ayrı gidişlerde
Ben her yol ayrımında yalnızlığa yakın

Gece gözlüm hoşça kal
Mezar taşıma bıraktığım kelimelerle


Gözlerinden uzaklaşır sensizlikle yalnızlığım
Her görüşüm acıdır yokluğunda
Her kelimen hasrettir duygularıma
Son kırışım unutmak içindir bizi
Ayrılıkta olsa sonu hasretlerimin
Mutsuzlukla başlar her günüm
Şimdi hoşça kal sensiz günler hoşça kal

""GiDiYoRuM_BuRaLaRdAn""

▼▲▼▲▼Yorum Yazın Lütfen!!!▲▼▲▼▲





gidiyorum buralardan...

en uzağa,
en tuzağa...

nasıl olsa kaçtıkça çoğalmıyor mu ayrılıklar?
nasıl olsa gittikçe gelmiyormu yanlızlıklar?
nasıl olsa ben döndükçe sana sen sırt cevirmiyor musun sevgime?
nasıl olsa,nasıl olsa...neyse!

gidiyorum buralardan...

en yakına,
en kolaya...

nasılsa yaklaştıkça artmıyor mu mutluluklar?
nasılsa sevdikçe sevilmiyor mu insan?
nasılsa ne kadar ağlarsan o kadar gülmüyor musun?

ben gidiyorum...

en uzağa,
en tuzağa,
en yakına,
en kolaya!!!

iki yol var önümde;

ben kararsız...

aşk zararsız...

duygular alaysız ve...

sevdalar artık kolaysız...!!!


HANGİ AYRILIK(YUSUF HAYALOĞLU)

▼▲▼▲▼Yorum Yazın Lütfen!!!▲▼▲▼▲
http://www.youtube.com/watch?v=sRaSS8brDyM


Hangi sevgili var ki, senin kadar duyarsız ve kalpsiz?
Ve hangi sevgili var ki, benim kadar çaresiz?

Hangi ayrılık var ki, böyle kanasın ve böyle acısın?
Ve hangi taş yürek var ki, benim kadar ağlasın?

Hangi gün karar verdin, küt diye çekip gitmeye?
Hangi lafım dokundu sana, böyle inceden inceye?
Hangi otobüs söyle, hangi uçak, hangi tren?
Seni benden götüren, beni bir kuş gibi öttüren.
Hangi kırılası eller dolanır, kırılası beline?
Hangi rüzgar şarkı söyler, o ay tanrıçası teninde?
Hangi çirkin gerçek uğruna, tükettin güzel ütopyamızı?
Hangi boşboğazlara deşifre ettin, en mahrem sırlarımızı?
Hangi cama kafa atsam?
Hangi kapıyı omuzlayıp kırsam?
Hangi meyhanede dellenip, hangi masaları dağıtsam?

Bende bu sersem başımı, karakolun duvarına vursam.
Kendimi caddeye atıp, arabaların altına savursam.
Hangi tercih beni en hızlı şekilde öldürür?
Hangi şekil öldürmez de, ömür boyu süründürür?
Kayıp ilanı mı versem, şehir şehir dolanmak yerine?
Ödül mü koysam, ölü veya diri seni bulup getirene?
Hangi ayrılık var ki, böyle diş ağrısı gibi durmadan
zonklasın?
Hangi cam kesiği var ki, böyle musluk gibi içime damlasın?
Hiç sanmam! ...
Hasta kalbim bunu bir süre daha kaldıramaz! .
Feriştah olsa, böyle eli kolu bağlı bekleyip duramaz.
Hangi mübarek dua,
Hangi evliya tesir eder, seni döndürmeye?
Hangi aptal mazeret ikna eder, ateşimi söndürmeye?
Olur mu be! . olur mu?
Bu da benim gibi adama yapılır mı?
Aşk dediğin mendil mi?
Buruşturup bir kenara atılır mı?
VEFA bu kadar basit mi? Alınır mı? Satılır mı?

Hangi hırsız çaldı, seni yırtık cebimden?
Hangi pense kopardı bizi birbirimizden?
Hangi uğursuz hamal taşıdı valizini?
Hangi çöpçü süpürdü yerden bütün izini?
Hangi yaldızlı otel çarşaf serip barındırdı?
Hangi süslü manzara seni kolayca kandırdı?
Hangi şarlatan imaj böyle çabuk ilgini çekti?
Hangi pembe vaadler o saf kalbini cezbetti?

Dağ gibi adamı eze eze! .....
Hangi anası tipli parlak çömeze,
Hangi alemlerde kahkahanı ettin meze?
Hangi yamyamlara yedirdin o masum rüyamızı?
Hangi mahluklar çiğnedi el değmemiş sevdamızı?
Hangi bıçak keser şimdi benim biriken hıncımı?
Hangi mermi dağıtır insanlara olan inancımı?
Hangi bekçi, hangi polis artık zapteder beni?
Ve! .. Hangi su bağışlatır?
Hangi musalla temizler seni?

Bu Nasıl Ayrılık