Yazılar
Üzerime devirip dağ gibi hüzünleri
Böyle çekip gitmek var mıydı ?
Var mıydı böyle bitirmek ?
Hani söz vermiştik birbirimize ?
Kaç zaman geçti aradan
Sen yoksun !
Sana sığındığım geceler
Alevleri gökyüzünde
Bir kumsal ateşiydi günahları yaktığımız .
Ve kan rengi şarapla yıkanmış
Bir hasret şimdi göğsümüze taktığımız .
Bilirim dönmeyeceksin artık !
Uzun zaman oldu
Belki çoktan unuttun .
Adın kaldı soğuk duvarlarında odamın
Sigara paketlerinde şiirlerin
Resimlerin bana gülen ,
Cüzdanımda saç telin .
Bir veda o geceden aklımda kalan
Kekremsi bir tat
Bir med cezir yüreğimde
Ben vurgun yemiş bir yaralı
Gemiler bana taşır bütün aşk yorgunlarını
Sen yoksun ...
Hayatımın ilkbaharında tanısaydım seni
Yasak umutlara ve acılara inat
Buruk bir şarap tadında olsaydı sevdamız
Yıllandıkça güzelleşen
Ve sen şiirler okusaydın geceleri
Saçlarımı okşarken .
Ellerimi tutsaydın ansızın
Yüreğim eriseydi gözlerinde
Yansaydım ateşinden .
Sen ağlasaydın mutluluktan
Ben ölseydim
Yalnızca beni sevdiğini bilseydim .
Seviyorum deseydin
Bi kere söyleseydin
Yanmazdım
Yanmazdım böyle çekip gitmeseydin ...
Bir veda o geceden aklımda kalan
Bir günah, belki yasak
Yanımda olsan şimdi, hiç konuşmasak
Ağlasak bin kere pişman olsak
Sonra yine bozsak yeminleri
Sarılsak sımsıkı
Öylece kalsak ...
Gittin ...
Kimbilir kaç deli sevda sığdırdın yüreğine
Işığa üşüşen pervaneler gibi sardılar seni
Körkütük aşkların ortasına düştün
Yalanların pençesine .
Belki birgün, bir gece
Dar bir vakitte belki
Hiç beklemezken seni gelirsin diye
Ben hâlâ burdayım
Sen yoksun !
Lanet olsun ...
Şebnem Kısaparmak
SENIN OLAYIM
sana sonsuz aşk dılıyorum yuregımden kopsun
ellerımı parcalasın sana ulasmak ıcın
bedenımın her zerresını yakmadan gıtmesın
guzel yuregıne en sakın meltem gıbı gırsın
sana sonsuz aşk dılıyorum yuregımden
kor bır alev bıraktın sogutsun yuregım
elmasa donsun yuregım senın ıcın
yuregıne bır elmas bıraksın aşk adına sevgılı
tutuklu eylemımı ruhu ozgur bıraktın
bır cılek oldum collerde dudaklarını aradım
bedenımı col ruzgarları savursun yar
her tanesı yuregıne konsun sen olsun sevgılı
Gecedir;
Çalarsın kapıları
açan olmaz.
Gecedir;
Hem de yıldızsız
göz gözü görmez,
Bir ses duyar irkilirsin,
Sarar korkusu yalnızlığın.
Rüzgâr eser savrulursun,
Düşersin kucağına karanlığın.
Gecedir;
Ararsın yolların bulunmaz,
Gecedir;
Kalbinin gürültüsünden durulmaz,
Üşürsün...
Sevdiğini düşünür, ısınırsın.
Gözleri gelir aklına...
Bir çift yıldız gibi
Asılır kalır karanlık göğe.
Gecedir;
An olur yenersin korkuyu,
An olur canın çeker
Oturursun bir köşeye
Dinlersin geceyi,
hissedersin...
Gözlerini yumup susarsın,
An olur,
gece olursun.
Ahmet Ünal Çam
Anneciğim!
Evlatlar vardır başarılarını, zaferlerini yazarlar...
Sana yazacak bir başarım, bir ödülüm yok anne.
Keşke olsaydı da, seni sevindirebilseydim.
Keşke, benim de anneme yazacak, anlatacak başarılarım olsaydı.
Ama yok anne...
Sevdiğin, okşadığın saçlarıma aklar düştü anne.
İlk evvel saçlarım hayat mücadelesinde yenildi.
Düşmanlarım hep benden güçlü oldu anne.
Onların tahta kılıçları benim çelikten kılıcımı paramparça etti.
Onlar beni yenmek için ne senaryolar yazdı, ne iftiralar attılar.
Ben, ‘masumum’ bile diyemedim.
Düşmanlarıma hep yenildim anne.
Ve ne yazık ki, dostlarıma da... Dostlarım da beni hep yendi...
Ben onları dost bilirken onlar beni meydanlarda tuş ettiler.
Arkamda hep bir hançer yarası oldu anne.
Senin anlayacağın, dostlarım beni düşmanlarımdan daha beter etti!
Kahkahayı unuttum, tebessümle dost oldum.
Yüzümde acı bir tebessüm var şimdi.
Bahtıma yenildim anne!
Çocukluk yıllarımın özlemiyle seni aradım anne...
Senden daha şefkatlisini,
daha merhametlisini bulamayacağımı bilerek...
Her şey küçükken güzelmiş anne.
Şimdi büyüdüm ve yenilmeyi öğrendim anne.
Gülü çok sevdim, hele alını, pembesini...
Bahtıma hep beyazı düştü anne...
O çok sevdiğim güllerin, dikenlerine yenildim anne...
Açlığa-tokluğa, hastalığa-sağlığa, dosta-düşmana...
Hepsine ama hepsine yenildim...
Senin anlayacağın hayata yenildim anne...
Yenildim...
Kemal Dadaşoğlu
Parmaklarının ucunda şu an hissediyor musun beni?
Hisset!
Hisset, Parmaklarına değen kağıdın içinde
Dolaşan damarlarımı...
Hisset damarlarımın, kanımın
Seni aramak için
Deliler gibi dolaşmasını...
Parmaklarının ucunda şu an hissediyor musun beni?
Dinle; duyuyor musun yüreğimin ritmini?
Gönlümde esen rüzgârları dinle...
Nefesimi tutmasam
Gözlerindeki derin ovalarda titreyen
Bütün yeşillikler kül olur,
Sazlar büyür simsiyah,
Kuruyan gözpınarlarında...
Parmaklarının ucunda şu an hissediyor musun beni?
Yazık! Mekanlar durduruyorsa seni.
Ve yazık, kendini bağladıysan maddelere...
İpsiz bir uçurtmayım ben... Ve kuyruksuz
Saçlarının çizgilerinde süzülen...
Rüzgârım sensin.
Susma ve sakın gözlerini kapatma, düşerim!
Yüreğinde yer var mı?
Parmaklarının ucunda şu an hissediyor musun beni?
Ve bir kaynak suyundan oluşan derenin
Üzerine düşen yaprak gibi;
Düşürüyor musun gülüşlerini
Ve öpüşlerini sesimin üstüne?
Akıyor musun benimle beraber,
Akıyor musun yıldızlara doğru?
Yıldızlar... Yıldızlar neden böylesine vefasız?
Neden her üşüyüşümde
Lapa lapa yağıyorlar avuçlarıma,
Neden eriyip kayboluyorlar?
Parmaklarının ucunda şu an hissediyor musun beni?
Bilmiyorum. Bilmek istemiyorum...
Ama parmaklarının ucunda şu an ne olur hisset beni...
Hisset!
Hisset, damarlarımdaki kanımın,
Seni aramak için deliler gibi dolaşmasını...
Söylemiştim değil mi?
İpsiz bir uçurtmayım ben...Ve kuyruksuz...
Saçlarının çizgilerinde süzülen...
Rüzgarım sensin.
Susma ve sakın gözlerini kapatma, düşerim.
Yüreğinde yer var mı?
Beni aramaya çıkarsa düşlerin
Hüznün ruhuna çizdiği resimlerdeyim
Gamsız bir gecenin karanlığında değil
Yüreğinde kanayan kesimlerdeyim
Aklına düşerim hani olur da
Güzelliklerin görünmeyen yüzünde ara
Sevginin menfaate döndüğü yerde
Bir gönül yarasının izinde ara
Yıkılmış umutların enkazından geç
Öksüz bir çocuğun gözünde ara
Ağıtların tüttüğü evlere uğra
Bir ananın boş kalmış dizinde ara
Beni yıldızlarda arama boşa
Yüreğini yasa boğan sızılardayım
Dertlerinle bulursun beni başbaşa
Senin gibi karayazılardayım
Sahte sevgileri tanımaz kalbim
Beni seven gönüllerin ocağında ara
Menfaatle bakmasını bilmez gözlerim
Beni gerçek dostlukların kucağında ara
Mutluluğu anlatan şarkılarda değil
Yaralı yüreklerin ağıtlarında ara
Beni menfaat ve ihanetten uzakta
Yağacak sevgi bulutlarında ara
Öyle senden çok uzaklarda değilim
Görmesini bilen gözlerin bakışındayım
Belki sana senden daha yakın bir yerde
Çarpan kalbinin her atışındayım
Aklına düşerim hani olur da
Beni sığmadığın duyguların içinde ara
O kadar da kolay bulurum sanma
Beni benim seni görebileceğim biçimde ara.
özlem
tutuklayıp eylemimi ruhumu özgür bıraktın
sana ulaşacağım bütün yolları kapadın
şimdi içerimde ölüm koca bir ursun
gel desem gelip beni bulur musun
gözyaşlarımı adınla döküyorum toprağa
büyüyen her gül aşkımı anlatsın sana
içerimde ki sızıyı gelipte sarsana
beni sevdesem söyle sevebilir misin
güneşim yok ateşim yeyüzünde avere gezen
her ölünün başında bir ölende benim
bedenimi saran ateşi söndürmeye okyanuslar yetmiyor
söndürmek için bari yüzünü bir kez gösterir misin
varlığına kardelen dedim güzelliğini taşısın istedim
senin gibi koksunlar beni alıp sana getirsinler istedim
yokluğuna özlem dedim hiç gitmezsin sandım
şimdi kardelenler kurudu her şey özlemle yaşıyor
ÖLMEM GEREK
Sana biraz daha uzağım artık
Ne rüyalarımda güzel yüzünü görebiliyorum
Ne de rüzgâr artık kokunu taşıyor topraklarımda
Bilemiyorum yoksa seni sevmiyor muyum?
Dün bir rüya gördüm sen vardın
Korktum sana yine bağlanmaktan
Aramıza bir uçurum koydum
Artık seni düşünmek istemiyordum
Sabah güneş sensiz ışıkları hapsediyor odama
Sensiz başlıyorum gece olunca yaşamaya
Sayısız güllerim var sevdiğin renk
Sana değil artık başkalarına veriyorum
Biliyorum arasıra kalbimi yokluyorsun bir sızı ile
Binlerce deprem geçmişti üzerinden artık hissetmiyorum
Seni sevdiğimi söylememi bekleme artık değil
Sensiz günleri seviyorum artık kalbime inanmıyorum
Son olacak bilesin adını kelimelerimden
Bitimsiz düşlerini gecemden seni kalbimden çıkaracağım
Şarkılarda artık adını duymamak için son olsun diye
Bir uçurum hazırladım sensiz kalamam ölmem gerek.
Kalemin kağıt üzerindeki dansı kadar;
Tarif edilemez 1duygu sevgi... aşk..
Her çizikte darbe alan kağıt gibi
Aşıklar ... sevgliler...
Bembeyaz kağıt..
Tertemiz insanlar..
Karalanmış ve yıpratılmış kağıt,
Sevdalanmış ve yaralanmış insanlar .. aşıklar..
gibiler...
Aşk kaleme benzer ya;
Gelir
Çizer
Yazar
Dağıtır
ve biter..!
Aşıklar kağıda benzer;
Zaten burdadırlar ve acı çekmeyi beklerler...
Günün 1inde de arşive kaldırılırlar..
Nice kalem ve kağıtlar
Nice aşk ve aşıklar,
Gelir geçer bu diyardan..
Ahh be gönlüm 1 Sen geçemedin..!
HAYATTA EN ÇOK BABAMI SEVDİM
Karaçalılar gibi yardan bitme bir çocuk
Çarpı bacaklarıyla-- ha düştü ha düşecek --
Nasıl koşarsa ardından bir devin,
O çapkın babamı ben öyle sevdim
Bilmezdi ki oturduğumuz semti,
Geldi mi de gidici - - hep, hepp acele işi! --
Çağın en güzel gözlü maarif müfettişi.
Atlastan bakardım nereye gitti,
Öyle öyle ezber ettim gurbeti.
Sevinçten uçardım hasta oldum mu,
40'ı geçerse ateş çağ'rırlar İstanbul'a
bi helallaşmak ister elbet, diğ'mi oğluyla!
Tifoyken başardım bu aşk oy'nunu,
Ohh dedim, göğsüne gömdüm burnumu.
En son teftişine çıkana değin,
Koştururken ardından o uçmaktaki devin,
Daha başka tür aşklar, geniş sevdalar için
Açıldı nefesim, fikrim, canevim.
Hayatta ben en çok babamı sevdim
(Bir Siyasinin Şiirleri)